★ ★ ★ 

Ölüm ! 520 Görüntüleme

Bu Videoyu Paylaşın

Ölüm, sureten göründüğü gibi dehşetli değil.

Çok risalelerde gayet kat'î, şeksiz, şübhesiz bir surette, Kur'an-ı Hakîm'in verdiği nur ile isbat etmişiz ki:

Ehl-i iman için ölüm, vazife-i hayat külfetinden bir terhistir;

hem dünya meydanındaki imtihanda, talim ve talimat olan ubudiyetten bir paydostur;

hem öteki âleme gitmiş yüzde doksandokuz ahbab ve akrabasına kavuşmak için bir vesiledir;

hem hakikî vatanına ve ebedî makam-ı saadetine girmeye bir vasıtadır;

hem zindan-ı dünyadan bostan-ı cinana bir davettir;

hem Hâlık-ı Rahîm'inin fazlından, kendi hizmetine mukabil ahz-ı ücret etmeye bir nöbettir.

 

Madem ölümün mahiyeti hakikat noktasında budur;

ona dehşetli bakmak değil, bilakis rahmet ve saadetin bir mukaddemesi nazarıyla bakmak gerektir.

Hem ehlullahın bir kısmının ölümden korkmaları, ölümün dehşetinden değildir.

Belki daha fazla hayır kazanacağım diye, vazife-i hayatın idamesinden kazanacakları hayrat içindir.

Evet ehl-i iman için ölüm, rahmet kapısıdır.

Ehl-i dalalet için, zulümat-ı ebediye kuyusudur.

Lem'alar, 210

 

Ey Rabb-i Rahîmim ve ey Hâlık-ı Kerimim!

Benim sû'-i ihtiyarımla ömrüm ve gençliğim zayi' olup gitti.

Ve o ömür ve gençliğin meyvelerinden elimde kalan, elem verici günahlar, zillet verici elemler, dalalet verici vesveseler kalmıştır.

Ve bu ağır yük ve hastalıklı kalb ve hacaletli yüzümle kabre yakınlaşıyorum.

Bilmüşahede göre göre, gayet sür'atle, sağa ve sola inhiraf etmeyerek, ihtiyarsız bir tarzda, vefat eden ahbab ve akran ve akaribim gibi kabir kapısına yanaşıyorum.

O kabir, bu dâr-ı fâniden firak-ı ebedî ile ebed-ül âbâd yolunda kurulmuş, açılmış evvelki menzil ve birinci kapıdır.

Ve bu bağlandığım ve meftun olduğum şu dâr-ı dünyayı, kat'î bir yakîn ile anladım ki; hêliktir gider ve fânidir ölür.

Ve bilmüşahede içindeki mevcudat dahi, birbiri arkasından kafile kafile göçüp gider, kaybolur.

Hususan benim gibi nefs-i emmareyi taşıyanlara şu dünya çok gaddardır, mekkârdır.

Bir lezzet verse, bin elem takar çektirir.

Bir üzüm yedirse, yüz tokat vurur.

 

Ey Rabb-i Rahîmim ve ey Hâlık-ı Kerimim!

 كُلُّ آتٍ قَرِيبٌsırrıyla ben şimdiden görüyorum ki:

Yakın bir zamanda kefenimi giydim, tabutuma bindim, dostlarıma veda eyledim.

Kabrime teveccüh edip giderken, senin dergâh-ı rahmetinde, cenazemin lisan-ı haliyle, ruhumun lisan-ı kaliyle bağırarak derim: "El-Aman el-Aman! Yâ Hannan! Yâ Mennan! Beni günahlarımın hacaletinden kurtar!"

 

İşte kabrimin başına ulaştım, boynuma kefenimi takıp kabrimin başında uzanan cismimin üzerine durdum. Başımı dergâh-ı rahmetine kaldırıp bütün kuvvetimle feryad edip nida ediyorum: "El-Aman el-Aman! Yâ Rahman! Yâ Hannan! Yâ Mennan! Beni günahlarımın ağır yüklerinden halas eyle!"

 

İşte kabrime girdim, kefenime sarıldım.

Teşyi'ciler beni bırakıp gittiler.

Senin afv ü rahmetini intizar ediyorum.

Ve bilmüşahede gördüm ki: Senden başka melce' ve mence' yok.

Günahların çirkin yüzünden ve masiyetin vahşi şeklinden ve o mekânın darlığından bütün kuvvetimle nida edip: El-Aman, el-Aman! Yâ Rahman! Yâ Hannan! Yâ Mennan! Yâ Deyyan! Beni çirkin günahlarımın arkadaşlıklarından kurtar, yerimi genişlettir.

İlahî! Senin rahmetin melceimdir ve Rahmeten lil-Âlemîn olan Habib'in (A.S.M.) senin rahmetine yetişmek için vesilemdir.

Senden şekva değil, belki nefsimi ve halimi sana şekva ediyorum.

 

Ey Hâlık-ı Kerimim ve ey Rabb-ı Rahîmim!

Senin ………………………… ismindeki mahlukun ve masnuun ve abdin hem âsi, hem âciz, hem gafil, hem cahil, hem alîl, hem zelil, hem müsi', hem müsinn, hem şakî, hem seyyidinden kaçmış bir köle olduğu halde, kırk sene sonra nedamet edip senin dergâhına avdet etmek istiyor.

Senin rahmetine iltica ediyor.

Hadsiz günah ve hatiatlarını itiraf ediyor.

Evham ve türlü türlü illetlerle mübtela olmuş.

Sana tazarru' ve niyaz eder.

Eğer kemal-i rahmetinle onu kabul etsen, mağfiret edip rahmet etsen; zâten o senin şânındır.

Çünki Erhamürrâhimînsin.

Eğer kabul etmezsen, senin kapından başka hangi kapıya gideyim?

Hangi kapı var?

Senden başka Rab yok ki, dergâhına gidilsin.

Senden başka hak Mabud yoktur ki, ona iltica edilsin!..

Mesnevi-i Nuriye, 170

 

 

لاَ اِلهَ اِلاَّ اَنْتَ وَحْدَكَ لاَ شَرِيكَ لَكَ آخِرُ الْكَلاَمِ فِى الدُّنْيَا وَ اَوَّلُ الْكَلاَمِ فِى اْلآخِرَةِ

وَ فِى الْقَبْرِ اَشْهَدُ اَنْ لاَ اِلهَ اِلاَّ اللّٰهُ وَ اَشْهَدُ اَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ تَعَالَى عَلَيْهِ وَ سَلَّمَ

Beğenebileceğiniz Videolar

Video Kategorileri

Video Etiketleri